Nostaljiden Bugüne Yemek Hikayeleri

ANNEMİN TELDOLABI

ANNEMİN TELDOLABI

Annemin teldolabı ,benim bloğumun adının esin kaynağı

Benim aksime eski olan herşeyi atan annem nasılsa bu teldolabı saklamış😀.

O da mutfakta geri planda, köşede olduğu içindir, yoksa çoktan kapının önünde alırdı soluğu.

Ben nasıl bir eşya , kıyafet vb. şeylerle kolay kolay helalleşemez , atamaz  isem annem de  bu süreç çok kısadır. En fazla üç yıl! Eğer kullanılmadıysa anında kapımın dışında bulur kendisini 😂.

Onun da gerekçesi giymediğin  kıyafetin , kullanmadığın eşyanın zekatını vermek lazım der. O da varsa da ,  esas sebebi fazlalık içini sıktığındandır.

Ablamda benim gibidir ,kolay atamaz .Anne ile kızları arasındaki bu fark gerçekten ilginç.

Bir de ben anılarıma fazla bağlıyım galiba.

 

Benim gibi elli yaş civarı herkes bilir bu dolabı. Çünkü benim on yaşıma kadar olan  yıllarımda çoğu evde henüz buzdolabı yoktu.

Şimdi buzdolabında bile dayanmayan sebze ve meyve nasıl duruyordu acaba  o teldolapta ?

Sadece marul ,maydanoz vb. yeşilliklerin bir kapta yarısına kadar suyun içinde bekletilerek korunduğunu hatırlıyorum.

Hepsini geçtim de  sadece Pazartesi günleri pazardan alınan tereyağı yazın nasıl dayanıyordu ?

Tavuk ,balık , et geldiği gibi taze tüketiliyordu belki de , haftada bir alınan kese yoğurdunun  akibeti nasıldı acaba ? Cumaya gelmeden şarabın az hallicesi olmuştur mutlaka😀. Yemek

Yumurta için bir sorun olmamıştır sanırım .En cefakar gıda maddesi .Kabuğunu çatlatıp ya da kırmadıysanız bir kenarda sessiz sedasız durur.

Un ,şeker ,pirinç ,fasulye, nohut ,ceviz gibi gıdalar çuvalla alındığı için  teldolaba sığmaz kilerde durur.

Yemeklerde sabah yapılır. Herkesin eşi öğle yemeğine geldiği için çoluk çocuk yenilip ,akşamda yenince bitiyordu mutlaka.

Peynir de salamurada keçi peyniri her evde olduğu için sorun olmamıştır.Tulum peyniri de zaten  dayanıklı bir peynir.

Reçel , bal deseniz Elmalı serin bir yer , birşey olmaz.

O yılların basit yaşantısının bir göstergesi teldolap😊.

Şimdi bizim teldolabın kapısı kayıp , ama eskiden basit kilidi vardı.Herhangi bir böcek içeri girmesin diye yapılmış bir kapak .

Zaten kapağa da gerek yok artık , içi mutfak dolabı niyetine kullanılıyor.Tencere , havan ,demlik gibi birkaç obje , dolap bile değil vitrin.

İyi ki atılmamışsın teldolap😊.

Sana her baktığımda çocukluğumu hatırlatıyorsun bana.

Şimdi aramızda olmayan babamı , anneannemi ,dedemi …

Birlikte yemek yediğimiz o güzel sofraları…

Anneannemin yaptığı müthiş tatlıları ,börekleri…

Annemin yaptığı yemekleri…

Babamın anneme , ablama ve bana  sanki kırılacak çeşm -i bülbül bir vazo gibi hassas davranışlarını…

O günlerin temiz ,sıcak ,saf naif insan ilişkilerini…

Bloğumda ilk yazımda olduğu gibi dışından bakınca içini görebildiğim şeffaf  , dürüst insan lara benzetirim teldolabı…

Onun da dışından bakınca içindeki herşeyi görürsün ya…

Komşulukları…

Maddi olarak olmasa bile görgü ,bilgi olarak denk insanların sabah kahvelerinde birbirlerinin dertlerini paylaşmalarını…

Sıcak , samimi ,beklentisiz insan ilişkilerini …

Asla kilitlenmeyen sokak kapılarını…

Bana hep o günleri hatırlatır teldolap …



Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir